“Geçmişimizi değiştiremeyiz ama onun bugünümüzü nasıl etkilediğini anlayabilir ve geleceğimizi yeniden inşa edebiliriz.”
— Dr. Jeffrey Young
Şema Terapi, bireylerin çocukluk ve ergenlik dönemlerinde şekillenen, yetişkinlikte de duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını etkileyen derin psikolojik örüntüleri anlamayı ve dönüştürmeyi hedefleyen bütüncül bir psikoterapi yaklaşımıdır. Günlük hayatta tekrar eden ilişkisel sıkıntılar ya da duygusal çıkmazlar çoğu zaman şema temelli sorunlar ile bağlantılıdır. Bu noktada bir Şema Terapisti, kişiye hem bu kalıpları fark etme hem de daha sağlıklı başa çıkma yolları geliştirme konusunda rehberlik eder. Amerikalı psikolog Dr. Jeffrey Young tarafından geliştirilen bu terapi yöntemi; bilişsel-davranışçı terapi, bağlanma kuramı, gestalt teknikleri ve psikodinamik yaklaşımlardan unsurları bir araya getirir. Şema terapi, özellikle tekrarlayan ilişki problemleri, duygusal dalgalanmalar, kendini yetersiz hissetme, değersizlik, terk edilme korkusu veya aşırı onay ihtiyacı gibi konularda etkili bir yöntem olarak öne çıkar.
Şemaların kökeninde travma olmasa bile tamamı yıkıcıdır ve çoğu çocukluk ve ergenlik süresinde düzenli bir temelde tekrarlanmış zarar verici deneyimlerden kaynaklanır. İlgili tüm toksik deneyimler birikir ve birlikte tam gelişmiş bir şemanın doğmasına yol açar. Erken dönem uyum bozucu şemalar, acı çekmeye neden olmasına rağmen rahat ve tanıdıktır. İnsanlar kendi şemalarını tetikleyen olaylara yakınlık duyar. Bu durum, şemaların zor değiştirilmesine neden olur. Paradoksal olarak, çocuklukta hastalara zarar vermiş durumların erişkin yaşamlarında bilmeden yeniden canlanmasına neden olur.
Şemalar, çocuğun çevresindeki gerçekliğe dayalı temsiller olarak çocukluğun erken dönemlerinde ve ergenlikte başlamaktadır. Bireylerin şemaları erken yaşlardaki ortamın atmosferini büyük oranda tam olduğu gibi yansıtır. Bireylerin bakım verenlerinin davranışlarına yüklediği anlamlar yanlış olabilir, fakat duygusal ortamdaki temel duygusu ve ona nasıl muamele edildiği, neredeyse her zaman geçerlidir.
Şema Terapi bağlamında, çeşitli şema türleri tanımlanmıştır. Bu türlerin anlaşılması, terapötik mekanizmaların kavranmasında ve tedavi sürecinin yönlendirilmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Aşağıda şema alanları, gelişimsel gereksinimler ve şemalara ait tablo yer almaktadır.
| Şema Alanları | Gelişimsel Gereksinimler | Şemalar |
| Ayrılma ve Reddedilme | Diğerlerine güvenli bağlanma (güvenlik, stabilite, bakım, koşulsuz kabul, kendini takdir etme) | Terk edilme/İstikrarsızlık Güvensizlik/Kötüye Kullanma Duygusal Yoksunluk Kusurluluk/Utanç Sosyal İzolasyon/Yabancılaşma |
| Zedelenmiş Özerklik ve Kendini Ortaya Koyma | Hareket özgürlüğü, Yeterlik ve Kimlik algısı | Bağımlılık/Yetersizlik Hastalık ve Zarar Karşısında Dayanıksızlık İç içe geçme/Gelişmemiş Kendinlik Başarısızlık |
| Zedelenmiş Sınırlar | Gerçekçi Limitler, Öz denetim | Haklılık/Büyüklenmecilik Yetersiz özdenetim ve Kontrol |
| Başkaları Yönelimlilik | İhtiyaç ve Duyguların ifade özgürlüğü | Boyun Eğme Kendini Feda Etme Onay Arayıcılık/Statü Arayıcılık |
| Aşırı Uyarılma ve Ketlenme (Bastırılmışlık) | Otantiklik Oyun | Karamsarlık/Kötümserlik Duygusal ketlenme/Duyguları bastırma Yüksek standartlar Cezalandırıcılık |
Tabloyu incelediğimizde görüyoruz ki 18 tane şema bulunmaktadır. Bu şemaların sırasıyla temel inançlarını ve kökenlerini inceleyelim (Young ve ark. 2019):
- Terkedilme/İstikrarsızlık: Temel inançları/varsayımları: “Başkalarının bana sadık kalacağına güvenemem.” Sonunda sevdiğim insanlar beni terk edecek.” Şemanın kökenleri: Bir ebeveyn veya sevilen birini, küçükken yitirmiş olabilir. Çocuk birincil bakım vereninden uzun bir süre ayrı kalmış olabilir. Bakıcılar tutarsız, depresif, her an irritabl, alkol ya da madde bağımlılık sorunları olan kişiler olmuş olabilir ya da başka bir nedenle çocuklardan düzenli olarak uzaklaşmış olabilirler. Çocuk önemli birinin dikkatini önemli ölçüde kaybetmiş olabilir. (örn. Yeni bir kardeş doğmuştur, bir ebeveyn yeniden evlenmiştir veya bir arkadaş başka birini seçmiştir.)
- Güvensizlik/Kötüye Kullanım: Temel inançları/varsayımları: “Hep kısa çöpü çeken ben olacağım.” Kimseye güvenemem.” “Gardımı indiremem, yoksa zarar görürüm.” “İnsanlar beni incitecek.”
Şemanın kökenleri: Çocuk fiziksel ve/veya cinsel istismara, saldırıya uğramış olabilir. Bir yetişkin tarafından uygunsuz veya rahatsız edici bir tarzda bir fiziksel ilgi gösterilmiş olabilir. Çocuk, bakıcılar veya akranları tarafından defalarca aşağılanmış, alay edilmiş/zorbalığa uğramış olabilir. Çocuğa yakın olan kişiler güvenilmez kişiler olmuş olabilir. (örn. Sır tutamayan, onun zayıflıklarını kendi lehlerine kullanan, manipülatif davranan, tutamayacakları sözler veren ve sık sık yalan söyleyen) Bakıcıların kendisi de güvensizlik şemasına sahip kişiler olmuş olabilir ve çocuğu aile dışındaki kişilere güvenmemesi konusunda sık sık uyarmış olabilirler. - Duygusal Yoksunluk: Temel inançları/varsayımları: “İhtiyaçlarımı karşılamak için başkalarına güvenemem.” “Kimse için özel değilim.”
Şema Kökenleri: Bakım verenler, çocuğun ihtiyaç ve duygularına karşılık verebilecek uyumlulukta olmamış olabilir. Empati kurmakta ve çocuğun dünyasıyla bağlantı kurmakta güçlük çekmiş olabilir. Bakım verenler, çocuğun sevilme ve değer verilme duygusunu geliştirmelerine yetecek zamanı ve ilgiyi göstermemiş olabilir. Bakıcılar çocuğu yeterince yatıştırmamış olabilir. Bu nedenle, çocuk kendini yatıştırmayı ya da başkalarını yatıştırmayı kabul etmeyi öğrenememiş olabilir. Bakım verenler çocuğa yeterince rehberlik etmemiş olabilir veya bir yönelme duygusu sağlamamış olabilir. Çocuğun güvenebileceği ve dayanabileceği sağlamlıkta bir erişkin olmamış olabilir. - Kusurluluk/Utanç: Temel inançları/varsayımları: “Yeterince iyi değilim.” “Bende bir sorun var.” “Ben değersizim.”
Şemanın Kökenleri: Çocuk defalarda eleştirilmiş, cezalandırılmış veya küçük düşürülmüş olabilir. Çocuğa bir hayal kırıklığı bvya yük gibi hissettirilmiş olabilir. Çocuk reddedilmiş olabilir. Cinsel, fiziksel veya duygusal istismara uğramış olabilir. Çocuk defalarca kardeşleriyle olumsuz bir şekilde karşılaştırılmış veya herhangi bir durumda kardeşleri tercih edilmiş olabilir. - Sosyal İzolasyon/Yabancılaşma: Temel inançlar/varsayımlar: “Ait değilim.” “Herkesten farklıyım”
Şemanın kökenleri: Çocuk bazı nitelikler nedeniyle (örn. Görünüş kekemelik, kişilik özelliği) diğerlerinden farklı olabilir. Başkaları tarafından alay edilmiş, reddedilmiş, küçük düşürülmüş veya görmezden gelinmiş olabilir. Çocuğun ailesi diğer çocukların ailelerinden farklı olabilir. Çocuğa kendi ailesinde bile diğerlerinden farklı hissettirilmiş olabilir. - Bağımlılık/Yetersizlik: Temel inançları/varsayımları: “Kendi kararıma güvenemem.” “Hayatla, olaylarla, sorunlar ve sorumluluklarla kendi başıma başa çıkamıyorum.”
Şemanın kökenleri: Çocuğa aşırı koruma sağlanmış ve olduğundan küçükmüş gibi davranılmış olabilir. Çocuk evden ayrılana kadar asla ciddi bir reddedilme veya başarısızlık yaşamamış olabilir. Çocuğa çok az sorumluluk verilmiş veya hiç sorumluluk verilmemiş olabilir. Çocuk, görüşleri ve günlük görevlerdeki yeterliliği nedeniyle eleştirilmiş olabilir. - Hastalık ve Zarar Karşısında Dayanıksızlık: Temel inançlar/varsayımları: “Güvende değilim.” “Kendimi koruyamıyorum.” “Savunmasızım.”
Şemanın kökenleri: Belirli savunmasızlık alanlarından (kontrolü kaybetmek, hastalanmak, parasız kalmak vb.) korkan veya fobisi olan bir bakım vereni olmuş olabilir. Çocuk aşırı korunmuş veya belirli tehlikelere karşı sürekli olarak uyarılmış olabilir. Ev ortamı fiziksel, duygusal veya mali açıdan güvenli olmamış olabilir. Bakım verenler çocuğu yeterince korumamış olabilir veya çocuk önemli siyasi, ekonomik veya sivil huzursuzluğun olduğu bir zamanda/yerde büyümüş olabilir. Çocuk veya sevilen biri ciddi bir travmatik olay yaşamış olabilir (örn. Araba kazası, ağır hastalık, saldırı). - İç İçe Geçme/Gelişmemiş Kendinlik: Temel inançları/varsayımları: “Diğer kişi olmadan hayatta kalamam.” “Kim olduğumu bilmiyorum.” “Kendimi diğerlerinden ayıramıyorum.”
Şemanın kökenleri: Aile üyeleri son derece yakın ve birbirlerinin hayatlarının tüm yönleriyle aşırı ilgili olmuş olabilir. Aile içinde sınırlara saygı gösterilmemiş veya kişiler arası sınırlar hiç konmamış olabilir. Ebeveynleri duygusal destek için çocuğa güvenmiş; ebeveynleri onları “en iyi arkadaşı” olmuş olabilir. Çocuk nadiren bakım verenlerden ayrı kalmış ve ayrı bir kişi olarak benlik duygusunu geliştirmek için çok az fırsatı olmuş olabilir. Bireyselleşme girişimleri öfke, ihanet veya sadakatsizlik suçlamaları veya diğer olumsuz yorumlarla karşılanmış olabilir. - Başarısızlık: Temel inançları/varsayımları: “Ben başarısızım/kaçınılmaz olarak başarısız olacağım.” “Yaptığım hiçbir şey diğerleri kadar iyi değil.” “Ne kadar denersem deneyeyim başarmayacağım.”
Şemanın kökenleri: Çocuğun performansını çok eleştiren bir bakıcı, öğretmen veya koç olmuş olabilir. Çocuğun bakıcıları ve akranları son derece başarılı olabilir ve çocuk asla bu yüksek standartları karşılayamayacağına inanmaya başlayabilir veya genellikle olumsuz bir şekilde karşılaştırılmış olabilir. Çocuk okulda/sporda diğerleri kadar iyi olmamış olabilir ve kendini onlardan daha aşağıda hissetmiş olabilir. - Haklılık/Büyüklenmecilik: Temel inançları/varsayımları: “Özel muameleyi hak ediyorum.” “İstediğimi yapabilmeliyim.” “Diğerlerinden üstünüm.”
Şema kökenleri: Çocuk, bakım verenleri tarafından aşırı şımartılmış veya herşey aşırı verilmiş olabilir. Çocuk “hayır” kelimesini duymayı veya tolere etmeyi öğrenmemiş olabilir. Bakım verenlerinden, duygular ve dürtüler üzerinde kontrol eksikliğini modellemiş olabilir. Bakım verenler, çocuk üzerinde yeterli disiplini ve sınırları uygulamamış; sonuçlarına katlanmasına izin vermemiş veya sorumluluklarını uygulayıp uygulamadıklarını takip etmemiş olabilirler. - Yetersiz Özdenetim/Kontrol: Temel inançları/varsayımları: “Davranışım kontrol edemiyorum.” Rahatsızlığa tahammül edemiyorum.” “Kararlarıma bağlı kalamıyorum.”
Şema kökenleri: Çocuk genellikle kendi haline bırakılmış ve sebat veya öz düzenleme becerilerini geliştirmeye yönelik rehberlik ve disiplin sağlayacak bir bakıcıdan yoksun kalmış olabilir. Çocuğun yeterince tedavi edilmemiş veya desteklenmemiş bir öğrenme veya nörogelişimsel bozukluğu/durumu olabilir. - Boyun Eğme: Temel inançları/varsayımları: “Fikrimi söylememe izin verilmiyor.” “Güçsüzüm.” “Gerçekten ne hissettiğimi ifade edersem cezalandırılırdım.”
Şema kökenleri: Bakım verenleri veya arkadaşları, çocuk aynı fikirde olmadığında cezalandırmış, tehdit etmiş veya kızmış olabilir. Duygularını veya ihtiyaçlarını ifade ettiğinde çocuğa hükmedilmiş veya bir üstünlük hissettirilmiş olabilir. - Kendini Feda Etme: Temel inançları/varsayımları: “Kendi ihtiyaçlarım önemli değil.” “Diğer herkesin duygularından/ihtiyaçlarından ben sorumluyum.” “Kendim için bir şeyler yapmak bencilce olur.”
Şema kökenleri: Aile ortamında aşırı şekilde, bir erdem olarak özveri ve kibarlığa vurgu yapılmış olabilir. Çocuğa kendi çıkarlarını ön planda tutması durumunda bencil, suçlu veya kötü hissettirilmiş olabilir. Bakım verenleri olmamış olabilir, olduysa da fiziksel/duygusal olarak rahatsız veya çocuğun yetişkin sorumluluklarını üstelenerek aileye yardım etmesini gerektiren taleplerde bulunmuş olabilir. Örneğin, çocukken zihinsel veya fiziksel zorluklarla mücadele eden ebeveyn gibi bir yetişkine bakmak zorunda kalmış olabilir veya çocuğun ihtiyacı olduğu zamanlarda yanında olamayacak kadar meşgul olan bir ebeveyne sahip olmuş olabilir. Tüm bunların sonucunda şöyle bir şema mantığı harekete geçebilir: “sadece ebeveynimle ilgilenirsem, onlar da benimle ilgilenecek kadar iyileşirler.” Bu çocuk için büyük bir yüktür. İnanç şudur: “eğer ebeveynime bakmazsam, o zaman onlar iyi olmayacak ve bu benim hatam olacak.” Çocukken kişi kendine bunu açıkça söylememiş olabilir ama duyguların altında yatan gerçek inanç budur. - Onay Arayıcılık/Statü Arayıcılık: Temel inançları/varsayımları: “Sadece başkaları öyle diyorsa/böyle düşünüyorsa değerim vardır.” “Yalnızca dikkat/övgü görüyorsam değerliyim.” “Herkes tarafından beğenilmeliyim.”
Şema kökenleri: Aile, başkalarının dış görüntüsü, statüsü veya görüşleri hakkında büyük ölçüde endişe duyuyor olabilir. Bakıcıların sevgisi ve ilgisi, çocuğun kendi tercihlerine uymasında bağlı olmuş olabilir. Çocuk aksi tutum ve davranış gösterdiğinde bulunduğu ortama uyum sağlamakta güçlük çektiği, başkalarının istediğine/beğendiğine inandıkları gibi davranmayı öğrenmiş olabilir. - Karamsarlık/Kötümserlik: Temel inançları/varsayımları: “Başıma hep kötü şeyler gelir.” “İşler iyiyse, bu yalnızca geçicidir.”
Şema kökenleri: Önemli zorluk veya sıkıntı (örn. Yoksulluk, erken kayıp/yas, tramatik kazalar, taciz) yaşamış olabilir. Bakıcılar oldukça depresif, karamsar veya vurdum duymaz olmuş olabilir ve çocuk acı gerçeklerden korunamamış olabilir. Çocuğun genç yaşta yetişkin sorumluluklarını üstlenmesi gerekmiş olabilir. - Duygusal Ketlenme/Duyguları Bastırma: Temel inançları/varsayımları: “Duyguları göstermek, zayıf/savunmasız olduğum anlamına gelir.” “Güçlüyüm çünkü duygularım beni etkilemez.” “Duygusal olmak aptalcadır.”
Şema kökenleri: Çocuğun katı kurallar, görev, akılcılık, etik veya görünüşe ayak uydurma lehine otantikliğini ve duygularını bastırması beklenmiş olabilir. Duygularının ifadesi alay, utandırma, yargılama, taciz vb. ile karşılanmış, bu nedenle de duyguları ifade etmek veya yaşamak onun açısından güvenli bulunmamış olabilir. Duygu veya spontanlık ifadesi zayıflık işareti olarak kabul edilmiş olabilir. Bakım verenleriyle ilişkiler iç içe geçmiş/bağımlı olabilir. Bu nedenle çocuğun kendini ifade etmesi veya duygusal olarak gelişmesi için alan bırakılmamış olabilir. - Yüksek Standartlar: Temel inançları/varsayımları: “Mükemmel olmalıyım.” “Daha fazlasını yapmam gerekiyor.” “^Yeterince iyi^yi kabul edemem.”
Şema kökenleri: Bakıcıların sevgisi, çocuğun yüksek standartları karşılaması şartına bağlı olmuş olabilir. Ebeveynlerden biri veya her ikisinde de yüksek standartlar şeması vardır ve çocuk bunu modellemiş olabilir. Bakıcılar, çocuğu yüksek beklentileri karşılayamadığı zaman utandırmış veya eleştiride bulunmuş olabilir. - Cezalandırıcılık: Temel inançları/varsayımları: “Cezalandırılmayı hak ediyorum.” “Hepsi benim suçum.” “Ben daha iyi bilmeliydim, anlamalıydım.”
Şema kökenleri: Çocuk hata yaptığı veya küçük düşüncesizlikler yaptığı için ciddi şekilde cezalandırılmış olabilir. Çok az provokasyonla/hiç provokasyon olmaksızın önemli düzeyde istismar edilmiş olabilir. Hatalar korkunç/ölümcül sonuçlara yol açmış olabilir. Bakıcılar, çocuk davranış/başarı için aşırı derece yüksek standartlar karşılamadığı sürece ihmalkar veya taciz edilmiş olabilir.
Literatür incelendiğinde ise en yaygın şema türleri (Taylor ve ark., 2016; Seavey ve Moore, 2012; Stopa ve Waters, 2005; Marney ve ark., 2024): Kusurluluk/Utanç, Terkedilme/İstikrarsızlık, Hak Görme/Büyüklenmecilik, Başarısızlık, Yüksek Standartlar şemalarıdır. Bu bağlamda, bu şemaların doğasını anlamak ve bireye özel terapi müdahaleleri geliştirmek, klinisyenlerin karmaşık psikolojik sorunlarla daha etkili bir şekilde çalışmasını sağlar. Bu sayede de, bu şemalara sahip bireylerin yaşamlarında kalıcı ve anlamlı değişim mümkün hale gelir.
Şema Temelli Sorunların Doğası
Şema temelli sorunlar, çocuklukta yaşanan olumsuz deneyimler sonucu gelişen erken dönem uyumsuz şemalara (Early Maladaptive Schemas) dayanır. Bu şemalar, bireyin düşünce, duygu ve davranış örüntülerini etkileyen derinlemesine yerleşmiş, işlevsiz bilişsel kalıplardır. Yetişkinlikte ortaya çıkan birçok psikolojik ve duygusal zorluk, bu erken oluşmuş şemaların etkisiyle ilişkilidir. Şema Terapi, bu sorunları tanımlamayı ve dönüştürmeyi amaçlayarak, bireylerin daha sağlıklı bilişsel ve duygusal işlevsellik geliştirmelerine yardımcı olur.
- Erken Dönem Uyumsuz Şemalar ve Bilişsel Kalıplar: Erken dönem uyumsuz şemalar, bireyin kendisi, başkaları ve dünya hakkında geliştirdiği yaygın, katı ve olumsuz inançlar olarak tanımlanır. Çocuklukta yaşanan ihmal, reddedilme, eleştiri veya travmatik deneyimler bu şemaların oluşumuna katkıda bulunur. Bu şemalar, bireyin tekrarlayan davranış örüntüleri ve duygusal tepkileri üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir (Shorey ve ark., 2013).
Örneğin, terk edilme şeması olan bir birey, ilişkilerinde yakınlık ve bağlanma konularında yoğun korkular yaşayabilir. Bu kişiler, potansiyel incinmeyi önlemek için ilişkilerini erken sonlandırabilir veya kendilerini geri çekebilirler (Shorey ve ark., 2013).
- Şemaların Yetişkin İlişkilerinde Görünümü: Şema temelli sorunlar en sık kişilerarası ilişkilerde kendini gösterir. Kusurluluk, reddedilme veya değersizlik şemalarına sahip bireyler, yakınlık, güven ve duygusal düzenleme alanlarında zorluklar yaşayabilirler (Shorey ve ark., 2013).
Örneğin, kusurluluk/utanç şeması, bireyde sürekli bir eksiklik hissi ve sevilemezlik algısı yaratabilir. Bu durum, bireyin sağlıklı, destekleyici ilişkiler kurmasını zorlaştırır ve yalnızlık, kaygı ve yoğun utanç duygularının kronikleşmesine neden olabilir (Seavey & Moore, 2012). Bunun sonucunda, yetişkinlik ilişkileri sıklıkla çatışmalar, tekrarlayan duygusal incinmeler ve işlevsiz davranış örüntüleri ile karakterize olur.
- Psikolojik Bozukluklar Üzerindeki Etkisi: Araştırmalar, erken dönem uyumsuz şemalar ile çeşitli psikolojik bozukluklar arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Bu şemalar özellikle Kişilik bozuklukları, Anksiyete bozuklukları ve Depresyon gibi durumlarla yakından ilişkilidir (Abadian ve ark., 2021;).
Örneğin, depresyon yaşayan bireylerde başarısızlık, değersizlik ve yetersizlik temalı şemalar daha yaygındır. Bu şemalar, kişinin öz eleştirisini ve kendine yönelik olumsuz algılarını pekiştirerek, depresif belirtileri daha da yoğunlaştırır. Böylece birey, kendini sabote eden düşünce ve davranış döngülerine hapsolabilir (Shorey ve ark., 2013).
Şema temelli sorunların kökeni, genellikle erken çocukluk döneminde karşılanmayan temel duygusal ihtiyaçlara ve uyumsuz ebeveynlik deneyimlerine dayanır. Jeffrey Young’un Şema Terapi modeli, özellikle bağlanma, güven, özerklik, özgüven, sınır koyma ve spontane olma gibi temel ihtiyaçların sağlıklı bir şekilde karşılanmamasının, bireyin ilerleyen yaşamında uyumsuz şemaların gelişimine zemin hazırladığını vurgular. Bu nedenle, önleme çalışmaları hem çocukluk dönemi hem de yetişkinlik dönemi için iki düzeyde ele alınmalıdır.
- Çocuk Döneminde Önleme Yaklaşımları: Erken dönem şemaların oluşumunu engellemenin en etkili yolu, çocuğun temel duygusal ihtiyaçlarının sağlıklı bir şekilde karşılanmasıdır.
- Duygusal olarak güvenli bağlanma ortamı sağlamak,
- Duygusal ifade ve düzenleme becerilerinin desteklenmesi,
- Aşırı eleştiriden kaçınmak ve özsaygıyı desteklemek,
- Sağlıklı sınırların ve özerkliğin inşası.
- Ergenlik ve Yetişkinlik Döneminde Önleme Yaklaşımları: Şema temelli sorunların gelişimi yalnızca çocuklukla sınırlı değildir; bireyler ergenlik ve yetişkinlikte de önleyici adımlar atabilirler.
- Özfarkındalık geliştirmek: Kişinin kendi otomatik düşüncelerini, duygusal tetikleyicilerini ve ilişkisel döngülerini fark etmesi, erken dönem uyumsuz şemaların etkisini azaltır.
Günlük tutma, öz-yansıtma egzersizleri ve terapötik çalışmalar bu farkındalığı güçlendirir. - Sağlıklı ilişki becerilerini desteklemek: Şema temelli sorunlar en çok yakın ilişkilerde ortaya çıkar.
Sınır koyma, duyguları ifade etme, güven geliştirme ve çatışma çözme becerileri öğrenildiğinde, şemaların kişilerarası etkisi azalır. - Duygu düzenleme ve stres yönetimi teknikleri: Meditasyon, mindfulness, nefes egzersizleri ve bedensel farkındalık çalışmaları, şemaların tetiklediği yoğun duygusal tepkileri yönetmede yardımcıdır.
- Özfarkındalık geliştirmek: Kişinin kendi otomatik düşüncelerini, duygusal tetikleyicilerini ve ilişkisel döngülerini fark etmesi, erken dönem uyumsuz şemaların etkisini azaltır.
Tüm bunlara bakıldığında, Şema temelli sorunları önlemek, erken çocukluk döneminde sağlıklı ebeveyn-çocuk ilişkileri kurmak kadar, yetişkinlikte özfarkındalık geliştirmek, duygusal ihtiyaçları tanımak ve sağlıklı başa çıkma becerileri kazanmakla da ilişkilidir. Böylece bireyler, daha esnek, özgüvenli ve sağlıklı ilişkiler kurabilen bir benlik geliştirebilirler.
Şemaların İlişkiler Üzerindeki Etkileri
Şemalar, bireylerin ipuçlarını nasıl yorumladığını, duygularını nasıl yönettiğini ve başkalarıyla nasıl etkileşime girdiğini şekillendirmede kritik bir rol oynar. Erken dönem uyumsuz şemalar, bilişsel yapılardaki bozulmalara, kişisel ilişkilerde önemli zorluklara yol açabilir; hem ilişkilerden alınan doyumu hem de kişilerarası işlevselliği olumsuz etkileyebilir.
- Kişilerarası Dinamikler: Erken dönem uyum bozucu şemalar, bireylerin kişilerarası ilişkilerindeki düşünce, duygu ve davranış örüntülerini olumsuz etkileyebilir. Örneğin, terk edilme şeması olan bireyler, ilişkilerinde aşırı bağlanma ya da kaçınma eğilimleri geliştirebilir. Bu kişiler, sürekli terk edilme korkusu yaşadıkları için partnerlerinden yoğun güvence talep edebilir veya bağlanmaktan tamamen kaçınabilirler. Bu tür dinamikler, ilişkilerde çatışmalara, güvensizliklere ve duygusal kopukluklara neden olabilir (Kover ve ark., 2024).
- Duygusal Tepkiler ve Yanlış Anlamalar: Araştırmalar, uyumsuz şemalara sahip bireylerin sosyal ipuçlarını yanlış yorumlama eğiliminde olduklarını ve bunun da ilişkilerde yanlış anlaşılmalara, iletişim kopukluklarına ve çatışmalara yol açtığını göstermektedir. Örneğin, duygusal ketlenme (emotional inhibition) şemasına sahip bireyler, duygularını ifade etmekte zorlanır. Bu durum, partnerler arasında duygusal uzaklık, iletişim sorunları ve ilişkisel tatminsizlik yaratabilir (Kover ve ark., 2024). Oysa sağlıklı ilişkiler, açık iletişim ve duygusal paylaşım üzerine kurulur; duyguların bastırılması, yakınlığı engelleyen bir bariyer oluşturur.
- İlişki Doyumunun Yordayıcı Olarak Şemalar: Çalışmalar, erken dönem uyum bozucu şemaların, ilişki doyumunu doğrudan etkilediğini ortaya koymuştur. Çiftlerden birinin veya her iki partnerin uyumsuz şemalara sahip olması, ilişkiden alınan doyumun belirgin biçimde düşmesine neden olur (Kover ve ark., 2024).
- Erkekler, şemalarının etkisiyle daha dışsallaştırıcı tepkiler gösterebilir (örn. öfke patlamaları, kaçınma davranışları).
- Kadınlar ise şemalarını daha çok içselleştirme eğilimindedir; bu da duygusal geri çekilmeye ve ilişkisel bağın zayıflamasına yol açabilir.
- Negatif Duygu Döngüsü: Şemalar ve duygular arasındaki ilişki, çift yönlü ve döngüseldir. Uyumsuz şemalar, ilişkilerde olumsuz yorumlama kalıplarına ve buna bağlı duygusal tepkilere yol açar; bu da olumsuz duyguların daha da yoğunlaşmasına neden olur (Yoo ve ark., 2014). Örneğin, kusurluluk şeması taşıyan bireyler, partnerlerinden gelen en küçük eleştiriyi bile “yetersizim, değersizim” şeklinde yorumlayabilirler. Bu, savunmacı tepkileri tetikler, tartışmaları derinleştirir ve güveni zedeler (Kover ve ark., 2024).
Şemalar, kişisel ilişkilerin niteliğini önemli ölçüde şekillendirir. Uyumsuz şemalar, bireylerin iletişim tarzlarını, duygusal tepkilerini ve yakınlık kurma kapasitelerini etkileyerek ilişkilerde çatışmalar, yanlış anlamalar ve tatminsizlikler yaratabilir. Ancak şema temelli terapötik yaklaşımlar ile bireyler, kendi bilişsel ve duygusal kalıplarını yeniden yapılandırabilir. Böylece daha sağlıklı iletişim, güçlü bağlar ve yüksek ilişkisel doyum mümkün hale gelir.
Şema Terapi Nasıl Uygulanır?
Jeffrey Young tarafından geliştirilen Şema Terapi, erken dönem uyumsuz şemaların duygusal iyi oluş ve kişilerarası ilişkiler üzerindeki olumsuz etkilerini ele almak amacıyla tasarlanmış bütünleştirici bir terapi yaklaşımıdır. Bu model, bilişsel davranışçı terapi, psikodinamik yaklaşımlar, bağlanma kuramı ve deneyimsel teknikleri bir araya getirerek; kişilik bozuklukları, kronik duygusal sorunlar ve diğer psikolojik zorlukların tedavisinde etkili bir yöntem sunar. Şema Terapi’nin uygulanışı, derinlemesine yerleşmiş bilişsel örüntülerin dönüştürülmesine ve daha sağlıklı ilişkisel dinamiklerin geliştirilmesine odaklanır.
- Erken Dönem Uyumsuz Şemaların Değerlendirilmesi: Şema Terapi’nin ilk aşaması, danışanın sahip olduğu şemaların kapsamlı bir değerlendirmesini içerir. Bu süreçte sıklıkla Young Şema Ölçeği gibi ölçüm araçları kullanılır. Bu değerlendirme, danışanın yaşadığı duygusal sıkıntılara katkıda bulunan spesifik şemaları belirlemeye yardımcı olur (Seavey & Moore, 2012). Terapist, danışanın çocukluk yaşantılarını, bu yaşantıların benlik algısını ve başkalarıyla ilişkilerini nasıl şekillendirdiğini keşfetmesini teşvik eder.
- Bilişsel ve Deneyimsel Teknikler: Şema Terapi, bilişsel yeniden çerçeveleme tekniklerini, deneyimsel müdahalelerle birleştirir. Amaç, danışanın hem bilişsel hem de duygusal düzeyde değişim yaşamasını sağlamaktır.
- Bilişsel yeniden yapılandırma: Danışanın, kendisi ve başkaları hakkındaki işlevsiz inançlarını sorgulamasını ve daha dengeli bakış açıları geliştirmesini sağlar.
- Deneyimsel teknikler: Görselleştirme egzersizleri, rol canlandırmaları ve duygusal yeniden işleme yöntemleri, danışanın geçmiş deneyimlerine bağlı duygusal materyali işlemeye yardımcı olur.,
Bu teknikler, şemalarla ilişkili duygusal anıların aktifleşmesini sağlayarak danışanın geçmişteki acı verici deneyimlerini yeniden anlamlandırmasına ve iyileştirmesine katkıda bulunur.
- Şema Modlarının Ele Alınması: Şema Terapi, yalnızca şemalarla değil, aynı zamanda şema modları ile de çalışır. Şema modları, belirli şemaların tetiklediği duygusal durumları, başa çıkma biçimlerini ve davranış örüntülerini ifade eder. Örneğin, bireyler terapide “incinmiş çocuk modu”, “öfkeli çocuk modu” veya “eleştirel ebeveyn modu” gibi farklı modlar arasında geçiş yapabilirler (Jacob & Arntz, 2013). Terapist, bu modları tanımlayarak danışanın işlevsiz başa çıkma stratejilerini fark etmesini ve daha sağlıklı tepkiler geliştirmesini destekler.
- Sınırlı Yeniden Ebeveynlik: Şema Terapi’nin en özgün bileşenlerinden biri sınırlı yeniden ebeveynliktir. Terapist, danışanın çocukluğunda karşılanmamış temel duygusal ihtiyaçlarına kısmen yanıt veren destekleyici, güvenli ve şefkatli bir ilişki sunar. Amaç, danışanın güven, kabul ve sevgi ihtiyaçlarının terapötik ilişki içinde yeniden deneyimlenmesini sağlamaktır. Bu süreç, danışana düzeltici duygusal deneyimler kazandırarak şemaların yeniden yapılandırılmasına yardımcı olur (O’Connor ve ark., 2018).
- İlişkisel Dinamiklere Odaklanma: Şema Terapi, yalnızca bireysel farkındalığı değil, aynı zamanda kişilerarası ilişkileri de güçlendirmeyi hedefler. Özellikle terk edilme, kusurluluk veya değersizlik şemalarıyla çalışan danışanlarda, terapötik süreç;
- Duygusal ifade becerilerini,
- Empati kapasitesini,
- Sağlıklı iletişim stratejilerini geliştirmeye odaklanır (O’Connor ve ark., 2018).
Böylece danışan, romantik ve aile ilişkilerinde daha güvenli bağlar kurmayı ve yakınlığı artırmayı öğrenir.
Şema Terapinin Etkili Olduğu Sorunlar
Şema Terapi, farklı psikoterapi ekollerinin tekniklerini bir araya getirerek çeşitli psikolojik sorunların tedavisinde etkinlik göstermektedir. Şema Terapi, özellikle kişilik bozuklukları, anksiyete bozuklukları, kronik depresyon, duygusal düzensizlikler ve ilişkisel sorunlar (ör. evlilik çatışmaları, aldatma eğilimleri) gibi durumlarda oldukça etkili bulunmuştur.
Araştırmalar, Şema Terapinin yalnızca bireysel psikolojik belirtileri azaltmakla kalmadığını, aynı zamanda ilişki kalitesini de artırdığını göstermektedir. Khandabi ve ark. (2024), Şema Terapinin, bireylerin ilişkilerdeki işlevsiz örüntüleri fark etmelerine yardımcı olduğunu ve bu sayede aldatma eğilimlerini azalttığını ve evlilik çatışmalarını düşürdüğünü ortaya koymuştur. Pasha ve ark. (2024) ise Şema Terapinin, bireylerin duygular ve davranışlara ilişkin uyumsuz inançlarını dönüştürdüğünü ve bu değişimin çiftler arasında duygusal iletişimi geliştirdiğini vurgulamaktadır. Bu bulgular, Şema Terapi’nin yalnızca bireysel düzeyde değil, aynı zamanda ilişkisel bağlamda da etkili olduğunu göstermektedir.
Şema Terapi aynı zamanda bazı psikolojik bozukluklar üzerinde de oldukça etkilidir:
- Obsesif-Kompulsif Bozukluklar (Sji ve ark., 2018),
- Kişilik Bozuklukları (Koopers ve ark., 2020),
- Anksiyete Bozuklukları (Peeters ve ark., 2020),
- Psikosomatik Rahatsızlıklar (Shirvan ve ark., 2022).
Şema Terapi’nin en önemli özelliklerinden biri, çoklu psikoterapi tekniklerini entegre etmesi ve böylece farklı psikolojik sorunları hedefleyebilmesidir. Terapi;
- Bilişsel yeniden yapılandırma,
- Davranışsal stratejiler,
- Deneyimsel teknikler,
- Sınırlı yeniden ebeveynlik gibi yöntemleri bir araya getirerek danışanlara duygusal düzenleme becerileri kazandırır, işlevsiz inançları dönüştürür ve sağlıklı başa çıkma stratejileri geliştirir.
Şema Terapi Süreci Nasıl İşler?
Şema Terapi, klasik bilişsel davranışçı terapilerden biraz farklıdır; çünkü daha derin köklenmiş duygusal örüntülerle çalışır. Bu nedenle terapi süresi, bireysel ihtiyaçlara ve şemaların yoğunluğuna göre değişebilir.
- Bireysel şikâyetlerin niteliği: Daha sınırlı sorunlarda, örneğin bir-iki şema üzerinde çalışıldığında, terapi süreci 20-30 seans civarında tamamlanabilir.
- Kişilik örüntülerine bağlı durumlar: Uzun süredir devam eden duygusal sorunlar, kişilik örüntüleri veya travmalar söz konusu olduğunda terapi süresi 40-60 seansı bulabilir.
- Seans sıklığı: Genellikle haftada bir görüşme önerilir. Bazı danışanlar için süreç başında haftada iki seanslık yoğunlaştırılmış programlar da tercih edilebilir.
Kısa bir not: Şema Terapi, hızlı “semptom odaklı çözümlerden” ziyade kalıcı dönüşümler hedefler. Yani amaç, sadece sorunları hafifletmek değil; düşünce, duygu ve ilişki örüntülerinde uzun vadeli değişim sağlamaktır.
Şema terapi sürecinde, danışanın terapi süreci kişiselleştirilir, ancak genel olarak şu başlıklar ele alınır:
- Şemaların keşfi ve anlamlandırılması,
- Duyguların işlenmesi ve deneyimsel teknikler,
- Sağlıklı yetişkin modunun güçlendirilmesi,
- İlişkisel örüntülerin dönüştürülmesi
Kimler için uygundur?
- İlişkilerde tekrar eden sorunlar,
- Yoğun duygusal dalgalanmalar,
- Kaygı, depresyon, travma sonrası etkiler,
- Kişilik bozuklukları,
- Kendilik algısında yetersizlik veya kusurluluk duygusu
Kısacası, yaşamınızda sürekli tekrarlayan “Neden hep aynı şeyleri yaşıyorum?” sorusunu soruyorsanız, Şema Terapi bu döngüleri anlamak ve dönüştürmek için güçlü bir yoldur.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Şemalar, dünyayı, kendimizi ve ilişkilerimizi anlamamıza yardımcı olan düşünce kalıplarıdır.
Şema Terapi, Dr. Jeffrey E. Young tarafından geliştirilmiştir.
Şemaları fark etmeyi, duyguları işlemeyi ve sağlıklı başa çıkma yolları geliştirmeyi hedefler.
Temel sevgi, ilgi ve anlayış ihtiyacının karşılanmadığına dair inançtır.
Terapistin, danışana hem empati gösterip hem de şemanın etkilerini fark ettirmesidir.
Diğerlerine güvenli bağlanma
Özerklik, yeterlik ve kimlik algısı
İhtiyaçların ve duyguların ifade özgürlüğü
Otantiklik ve oyun
Makul sınırlar ve öz denetim
Şema terapisi konusunda eğitimli ve sertifikalı terapistlerden alınır.
Jeffrey Young geliştirmiştir.
Toplam 18 temel şema vardır: Terk edilme, duygusal yoksunluk, kusurluluk, sosyal izolasyon, bağımlılık, dayanıksızlık, başarısızlık, karışıklık, boyun eğicilik, onay arayıcılık, karamsarlık, duygusal ketlenme, katı standartlar, cezalandırıcılık, hak görme, yetersiz özdenetim, başkaları odaklılık, kötüye kullanılma.
Kaynakça
Basile, B., Tenore, K., & Mancini, F. (2019). Early maladaptive schemas in overweight and obesity: a schema mode model. Heliyon, 5(9), e02361. https://doi.org/10.1016/j.heliyon.2019.e02361
Jacob, G. & Arntz, A. (2013). Schema therapy for personality disorders—a review. International Journal of Cognitive Therapy, 6(2), 171-185. https://doi.org/10.1521/ijct.2013.6.2.171
Khandabi, E., Peymani, J., Tizdast, T., & Khalatbari, J. (2024). Comparing the effectiveness of schema therapy and emotion-focused therapy on attitudes towards infidelity among individuals experiencing marital conflict. AFTJ, 5(2), 87-94. https://doi.org/10.61838/kman.aftj.5.2.10
Koppers, D., Van, H., Peen, J., & Dekker, J. (2020). Psychological symptoms, early maladaptive schemas and schema modes: predictors of the outcome of group schema therapy in patients with personality disorders. Psychotherapy Research, 31(7), 831-842. https://doi.org/10.1080/10503307.2020.1852482
Kover, L., Szöllösi, G., Frecska, E., Bugán, A., Berecz, R., & Égerházi, A. (2024). The association between early maladaptive schemas and romantic relationship satisfaction. Frontiers in Psychology, 15. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2024.1460723
O’Connor, P., Izadikhah, Z., Abedini, S., & Jackson, C. (2018). Can deficits in emotional intelligence explain the negative relationship between abandonment schema and marital quality?. Family Relations, 67(4), 510-522. https://doi.org/10.1111/fare.12320
Pasha, D., Hatamipour, K., & Nezhad, M. (2024). Effectiveness of schema therapy on marital relationship quality and emotion regulation in couples affected by infidelity. JARAC, 6(2), 71-78. https://doi.org/10.61838/kman.jarac.6.2.9
Peeters, N., Stappenbelt, S., Burk, W., Passel, B., & Krans, J. (2020). Schema therapy with exposure and response prevention for the treatment of chronic anxiety with comorbid personality disorder. British Journal of Clinical Psychology, 60(1), 68-76. https://doi.org/10.1111/bjc.12271
Seavey, A. & Moore, T. (2012). Schema-focused therapy for major depressive disorder and personality disorder. Clinical Case Studies, 11(6), 457-473. https://doi.org/10.1177/1534650112460571
Sij, Z., Manshaee, G., Hasanabadi, H., & Nadi, M. (2018). The effects of schema therapy on emotional self-awareness, vulnerability, and obsessive symptoms among patients with obsessive-compulsive disorder. Modern Care Journal, 15(2). https://doi.org/10.5812/modernc.69656
Stopa, L. & Waters, A. (2005). The effect of mood on responses to the young schema questionnaire: short form. Psychology and Psychotherapy Theory Research and Practice, 78(1), 45-57. https://doi.org/10.1348/147608304×21383
Taylor, C., Bee, P., & Haddock, G. (2016). Does schema therapy change schemas and symptoms? a systematic review across mental health disorders. Psychology and Psychotherapy Theory Research and Practice, 90(3), 456-479. https://doi.org/10.1111/papt.12112
Yoo, G., Park, J., & Jun, H. (2014). Early maladaptive schemas as predictors of interpersonal orientation and peer connectedness in university students. Social Behavior and Personality an International Journal, 42(8), 1377-1394. https://doi.org/10.2224/sbp.2014.42.8.1377
Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2019). Şema terapi (S. Soylu, Çev.). Psikonet Yayınları.